Kamer Suresi
Mekke döneminde inmiştir. 55 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. Kamer, ay demektir. Sûre de ana fikir olarak, Kur’an’ı yalanlayanlar, çeşitli azap ve helâk örnekleri de verilerek uyarılmaktadır.
Mekke döneminde inmiştir. 55 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. Kamer, ay demektir. Sûre de ana fikir olarak, Kur’an’ı yalanlayanlar, çeşitli azap ve helâk örnekleri de verilerek uyarılmaktadır.
Diyanet İşleri Meali
Kamer Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
2. Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.
3. Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
4. Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
5. Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
8. Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.
9. Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
10. O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua etti.
11. Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
12. Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
13. Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
14. Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
15. Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
16. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
17. Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
18. Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
19. Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
20. İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
21. Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!
22. Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
23,24. Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”
25. “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”
26. Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
27. (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret.”
28. “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.”
29. Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
30. Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!
31. Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
32. Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
33. Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.
34,35. Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
36. Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
37. Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
38. Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
39. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
40. Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
41. Andolsun, Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
42. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.
43. (Ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?
44. Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?
45. O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
46. Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
47. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
48. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek.
49. Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
50. Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)
51. Andolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?
52. İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.
53. Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.
54. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.
55. Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Kamer Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.
2. Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve “süregelen bir büyüdür” derler.
3. Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır.
4. Andolsun ki onlara (kötülükten) vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.
5. Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.
6. Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır.
7. Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.
8. O çağırana koşarak, kâfirler: “Bu çetin bir gündür.” derler.
9. Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: “Cinlenmiştir.” dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.
10. Bunun üzerine Rabbine: “Ben yenik düştüm, bana yardım et!” diyerek yalvardı.
11. Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
13. Nuh’u da tahtalardan yapılmış, çivilerle (çakılmış gemi) üzerinde taşıdık.
14. Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
15. Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
16. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)
17. Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
18. Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
19. Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.
20. (O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
21. Nasılmış benim azabım ve uyarım?
22. Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
23. Semûd da o uyarıları yalanladılar.
24. “Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz.” dediler.
25. “Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir” (dediler).
26. Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.
27. Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.
28. Onlara suyun aralarında paylaştırılacağını haber ver; her içene düşen miktar, hazır kılınmıştır.
29. Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti.
30. Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu.
31. Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler.
32. Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
33. Lût kavmi de uyarıları yalanladı.
34. Biz de onların üzerlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût ailesini seher vakti kurtardık,
35. Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
36. (Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,
37. Onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” (dedik).
38. Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
39. “Azabımı ve uyarılarımı tadın!” (dedik).
40. Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
41. Şüphesiz Firavun ailesine de uyarıcı peygamberler geldi.
42. Lakin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok kuvvetli ve kudretli bir yakalayışla yakaladık. Bu kıssalardan hisseye gelince;
43. Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan hayırlı mı? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraet mi var?
44. Yoksa “Biz birbirimize yardım eden bir topluluğuz.” mu diyorlar?
45. Her halde o topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklardır.
46. Bilakis kıyamet onlara vaad edilen asıl saattir. Saat cidden çok feci ve acıdır.
47. Muhakkak ki suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
48. O gün yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” (denilecek).
49. Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık.
50. Buyruğumuz yalnız bir tekdir, göz açıp yumma gibidir.
51. Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Öğüt alan yok mudur?
52. İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur.
53. Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.
54. Takva sahipleri cennetlerde, nur içindedirler.
55. Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Kamer Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Saat yaklaştı, Ay yarıldı.
2. Bir ayet-alâmet görseler yüz çeviriyorlar ve şöyle diyorlar: “Sürüp giden bir büyüdür bu!”
3. Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular. Oysaki her iş ve oluş karara, ölçüye ve düzene bağlanmıştır.
4. Yemin olsun ki, onlara haberlerden, içinde ihtar, sakındırma ve tehdit bulunanı gelmiştir.
5. Doruk noktaya çıkmış, isabeti tartışmasız bir hikmettir o. Ama uyarılar yarar sağlamıyor.
6. O halde yüz çevir onlardan sen de; o çağırıcının alışılmadık/ürpertirci şeye çağırdığı günde,
7. Kaymış olarak gözleri, çıkarlar kabirlerden. Sanki çekirgelerdir, çıvgın mı çıvgın!
8. Boyunları büküktür çağıranın önünde. Derler ki o küfre saplananlar: “Çok zorlu bir gün bu!”
9. Onlardan önce Nûh kavmi yalanlamıştı. Yalanladılar kulumuzu ve “Mecnundur bu!” dediler. Ve durduruldu kulumuz.
10. Bunun üzerine yakardı Rabbine, “Yenilgiye uğradım işte, yardım et!” diye…
11. Biz de açtık gök kapılarını seller gibi akan bir su ile.
12. Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar. Sonunda kesin ölçülere bağlanmış bir oluş üzere birleşti sular.
13. Ve taşıdık onu levhalar ve çivilerden oluşturulan şey üstünde.
14. Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.
15. Yemin olsun ki, biz onu bir ibret ve işaret olarak arkaya bıraktık. Yok mu araştırıp öğüt alacak?
16. Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!
17. Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!
18. Âd da yalanlamıştı. Ama nasıl oldu azabım ve uyarılarım!
19. Biz onların üzerine uğursuzluğu kesiksiz bir günde, dondurucu/uğultulu bir kasırga gönderdik.
20. İnsanları, köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
21. Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!
22. Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?
23. Semûd da uyarıları yalanlamıştı.
24. Şöyle demişlerdi: “İçimizden bir tek insana mı uyacağız? Vallahi böyle bir durumda biz, sapıklık ve çılgınlık içine düşeriz.”
25. “Aramızdan öğüt ona mı verildi? Hayır, o yalancı küstahın biridir.”
26. Yarın bilecekler, kimmiş yalancı küstah!
27. Bir imtihan aracı olarak kendilerine dişi deveyi göndereceğiz. Artık gözetle onları ve sabret!
28. Suyun, aralarında bölüştürüleceğini onlara bildir. Her su alış/içiş nöbetledir/içilecek her miktar hazırlanmıştır.
29. Arkadaşlarını çağırdılar, o da hançerini kapıp deveyi boğazladı.
30. Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!
31. Biz, onlar üzerine bir tek ses gönderdik de ağılcının serptiği kuru ot gibi kırılıp ufalandılar.
32. Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!
33. Lût kavmi de uyarıları yalanladı.
34. Biz de üzerlerine çakıl taşları fırlatan bir rüzgâr gönderdik. Sadece Lût’un ailesini, seher vakti kurtarmıştık,
35. Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.
36. Yemin olsun, Lût onları bizim yakalayışımız hakkında uyarmıştı da onlar, uyarılarla ilgili olarak kuşkulanıp çekişmişlerdi.
37. Yemin olsun, Lût’un misafirlerinden nefislerini tatmin etmek istemişlerdi de onların gözlerini silme kör etmiştik. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı?
38. Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.
39. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı!
40. Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!
41. Yemin olsun, Firavun hanedanına da uyarılar gelmişti.
42. Ayetlerimizin tümünü yalanladılar da biz de onları onurlu ve güçlü birine yaraşır bir yakalayışla yakaladık.
43. Sizin kâfirleriniz, ötekilerden hayırlı mı? Yoksa zübürlerinde/kutsallaştırılmış hizip kitaplarında sizin için bir beraat/dokunulmazlık mı var?
44. Yoksa, “Biz, yardımlaşan/yenilmez bir topluluğuz” mu diyorlar?
45. O topluluk, bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar.
46. Hayır, buluşma zamanları kıyamet saatidir. Ne korkunç, ne acıdır o saat!
47. Kuşkusuz, suçlular, şaşkınlık ve çılgınlık içindedir.
48. O gün yüzleri üstüne ateşe sürüklenirler. “Cehennemin dokunuşunu tadın bakalım!”
49. Şu bir gerçek ki, biz her şeyi bir ölçüye göre/bir kaderle yarattık.
50. Emrimiz bir tektir, bir göz kırpma gibidir.
51. Yemin olsun, biz sizin benzerlerinizi hep yok ettik. Fakat düşünen mi var?
52. Onların yapmış oldukları her şey defterlerdedir.
53. Küçük-büyük tümü, satır satır yazılmıştır.
54. Korunup sakınanlar; bahçelerde, nehir kıyılarındadır.
55. Güçlü bir padişahın/bir Melîk’in katında, özü-sözü birlere has oturma yerlerinde…
Ali Bulaç Meali
Kamer Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Saat (kıyamet vakti) yaklaştı ve ay yarıldı.
2. Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: ‘(Bu,) Süregelen bir büyüdür’ derler.
3. Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş ‘sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.’
4. Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.
5. (Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış bir hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor.
6. Öyleyse sen onlardan yüz çevir. O çağırıcının ‘ne tanınmış, ne görülmüş’ bir şeye çağıracağı gün…
7. Gözleri ‘zillet ve dehşetten düşmüş olarak’, sanki ‘yayılan’ çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
8. Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: ‘Bu, zorlu bir gün.’
9. Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuz (Nuh)u yalanladılar ve: ‘Delidir’ dediler. O ‘baskı altına alınıp engellenmişti.’
10. Sonunda Rabbine dua etti: ‘Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kafir toplumdan) intikam al.’
11. Biz de ‘bardaktan boşanırcasına akan’ bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri de ‘coşkun kaynaklar’ halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.
13. Ve onu da tahtalar ve çiviler(le inşa edilmiş gemi) üzerinde taşıdık;
14. Gözlerimiz önünde akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkâr edilmiş-nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.
15. Andolsun, Biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
16. Şu halde Benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?
17. Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
18. Ad (kavmi) de yalanladı. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
19. Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine ‘kulakları patlatan bir kasırga’ gönderdik.
20. İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp-kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
21. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
22. Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
23. Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.
24. Dediler ki: ‘Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz.’
25. ‘Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır.’
26. Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir.
27. Gerçek şu ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret.
28. ‘Ve onlara, suyun aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Su alış sırası (kiminse, o) hazır bulunsun.’
29. Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp ‘hayvanı ayağından biçip yere devirdi.’
30. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
31. Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı-çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.
32. Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
33. Lut kavmi de uyarıları yalanladı.
34. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık;
35. Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
36. Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp-yalanlamakta direttiler.
37. Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. ‘İşte azabımı ve uyarmamı tadın.’
38. Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp-bastırıverdi.
39. Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.
40. Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
41. Andolsun Firavun ailesi (ve çevresi ile kavmi)ne de uyarılar geldi.
42. Bizim ayetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü, kudretli olanın yakalayışıyla yakalayıverdik.
43. Sizin kafirleriniz onlardan daha hayırlı mıdır? Yoksa sizin için Kitaplarda bir beraat mi var?
44. ‘Biz, ‘birbiriyle yardımlaşıp öcünü alan’ bir topluluğuz’ mu diyorlar?
45. Yakında o topluluk bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
46. Daha doğrusu onlara va’dedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat, ‘kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela’ ve daha acıdır.
47. Hiç şüphesiz suçlular-günahkarlar, bir sapmışlık (dalâlet) ve çılgınlık içindedirler.
48. Ateşin içinde yüzükoyun sürüklenecekleri gün cehennemin dokunuşunu tadın’ (denecek)
49. Hiç şüphesiz, biz her şeyi bir kader ile yarattık.
50. Bizim emrimiz, bir göz kırpma gibi yalnızca ‘bir keredir.’
51. Andolsun Biz sizin benzerlerinizi yıkıma uğrattık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
52. Onların işlemiş oldukları her şey kitaplarda (yazılı)dır.
53. Küçük, büyük her şey satır satır (yazılı)dır.
54. Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nehir (çevresin)dedirler.
55. Çok kudretli, mülkünün sonu olmayan (Allah)ın yanında doğruluk makamındadırlar.
Süleyman Ateş Meali
Kamer Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. O sa’at yaklaştı, ay yarıldı.
2. Bir mu’cize görecek olsalar yüz çevirirler ve “Süregelen bir büyüdür” derler.
3. Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her iş, yerini bulacaktır (Allah’ın kararına kimse engel olamaz).
4. Andolsun, onlara, (batılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi.
5. Bunlar üstün hikmettir! Ama uyarılar fayda vermiyor.
6. Öyleyse sen de onlardan yüz çevir; o çağırıcının görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,
7. Gözleri düşkün düşkün (zillet ve dehşet içinde) kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler.
8. Boyunlarını, çağırana doğru uzatmış koşarlarken, kafirler: “Bu çetin bir gündür!” derler.
9. Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: “Cinlenmiştir” dediler. Ve o(na çeşitli eziyetler yapılarak tebliğden) menedildi.
10. Bunun üzerine Rabbine: “Ben yenik düştüm, yardım et!” diye yalvardı.
11. Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.
13. Nuh’u da tahtalar ve çiviler(le yapılmış gemi) üzerinde taşıdık.
14. (Kendisine karşı) Nankörlük edilen(kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
15. Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
16. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler diye).
17. Andolsun biz, Kur’an’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
18. Ad da yalanladı, ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
19. Biz onların üstüne uğursuz mu uğursuz bir günde uğultulu bir kasırga saldık.
20. İnsanları sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp deviriyordu.
21. Benim azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
22. Andolsun biz Kur’an’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
23. Semud da uyarıları yalandı:
24. Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz dediler.
25. Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı küstahın biridir!
26. (Salih’e dedik ki): Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.
27. Biz onlara, kendilerini sınamak için dişi deveyi göndereceğiz. Hele sen onları gözetle, sabret.
28. Onlara, suyun aralarında paylaştırılacağını, (bir gün devenin, bir gün de kendilerinin su içme nöbeti olacağını) haber ver; içme sırası kiminse o gelip suyunu alsın.
29. Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çekip (deveyi) kesti.
30. Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
31. Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı kuru ot gibi kırılıp döküldüler.
32. Andolsun Biz Kur’an’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
33. Lut’un kavmi de uyarıları yalanladı.
34. Biz de üstlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik, yalnız Lut ailesini seher vakti kurtardık;
35. Katımızdan bir ni’met olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
36. Lut, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.
37. Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murad almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!”
38. Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
39. Azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın!
40. Andolsun biz Kur’an’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
41. Fir’avn’ın kavmine de uyarılar gelmiştir.
42. Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları, galib ve güçlü(padişah)ın yakalaması gibi yakaladık.
43. Şimdi sizin kafirleriniz, ötekilerinizden hayırlı mı? Yoksa Kitaplarda sizin için bir beraet (inkarınızdan dolayı size sorumsuzluk) mu var?
44. Yoksa “Biz muzaffer (yenilmez) bir topluluğuz” mu diyorlar?
45. O topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklardır.
46. Hayır, buluşma zamanları o (uyarıldıkları) sa’attir. O sa’at cidden çok feci ve acıdır;
47. Suçlular bir sapıklık ve çılgınlık içindedir.
48. O gün yüzükoyun ateşe sürüklenecekler: “Cehennemin dokunuşunu tadın!” diye.
49. Biz her şeyi bir kadere (bir düzene, ölçüye, plana) göre yarattık.
50. Bizim buyruğumuz yalnız bir tektir, göz açıp yumma gibidir.
51. Andolsun biz sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Öğüt alan yok mudur?
52. İşledikleri her şey, Kitaplarda mevcuttur.
53. Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.
54. Korunanlar cennetlerde ırmaklar(ın kenarın)dadırlar.
55. Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarında(memnunluk içinde)dirler.
Edip Yüksel Meali
Kamer Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Saat (dünyanın sonu) yaklaştı ve ay yarıldı.
2. Bir mucize görseler yüz çevirirler ve, “Süregelen bir büyüdür” derler.
3. Yalanladılar; arzularına ve tümüyle statükoya uydular.
4. Oysa, kötülüklerini engelleyecek uyarılar dolu haberler kendilerine gelmiş bulunuyor.
5. Bu üstün bir hikmettir; ancak uyarılar yarar sağlamıyor.
6. Onlara aldırma; çağırıcının, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,
7. Gözleri zillet içinde mezarlardan çıkarlar; tıpkı saçılmış çekirgeler gibi…
8. Çağırıcıya doğru koşarlarken, inkarcılar, “Bu zorlu bir gündür,” derler.
9. Onlardan önce de Nuh’un halkı yalanlamıştı. Kulumuzu yalanlayıp, “Delidir” dediler. Nitekim o engellendi.
10. Rabbini çağırdı, “Ben yenildim; bana yardım et.”
11. Bunun üzerine göğün kapılarını boşanan sularla açtık.
12. Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.
13. Onu ağaç lifleri ile (bağlanmış) kütükler üzerinde taşıdık.
14. Reddedilmiş olan kişiye bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
15. Bunu bir ders olarak bıraktık. Öğüt alan yok mudur?
16. Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
17. Kuran’ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
18. Ad da yalanladı. Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
19. Uğursuzluk üstüne uğursuzluğa sahip bir günde üzerlerine vahşi bir rüzgar gönderdik.
20. İnsanları, sanki köklerinden koparılmış hurma kötükleriymiş gibi yıkıyordu.
21. Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
22. Kuran’ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
23. Semud da uyarıları yalanladı.
24. Dediler ki, “Bizden bir insana mı uyalım? O zaman biz sapar ve cehenneme gireriz.”
25. “Mesaj aramızdan ona mı verildi? O, yalancı küstahın biridir.”
26. Yalancı küstahın kim olduğunu yarın öğreneceklerdir.
27. Deveyi bir sınav olarak göndereceğiz. Onları gözetle, sabırlı ol.
28. Onlara, suyun (deveyle) aralarında paylaşılacağını bildir. Her içim sırayla sunulacaktır.
29. Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da çekip (deveyi) kesti.
30. Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
31. Üzerlerine bir tek patlama gönderdik ve onlar ağılcının topladığı saman yığınına döndüler.
32. Kuran’ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
33. Lut halkı da uyarıları yalanlamıştı.
34. Üzerlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik, yalnız Lut’un ailesini seher vakti kurtardık.
35. Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.
36. Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
37. Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
38. Ertesi gün, yaman bir azap sabahlarını kutladı.
39. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
40. Kuran’ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
41. Firavun’un erkanına da uyarıcılar gitmişti.
42. Tüm mucizelerimizi yalanladılar ve biz de onları En üstün ve her şeye gücü yetenin yakalayışı gibi yakaladık.
43. Sizin inkarcılarınız onlarınkinden daha mı iyi? Yoksa kitaplarda kendiniz için bir af ilanına mı rastladınız?
44. Yoksa, “Biz, zafere ulaşacak bir cemaatiz” mi diyorlar?
45. O cemaat bozguna uğratılacak; dönüp kaçacaklar.
46. Saat onları beklemektedir, daha korkunç ve acıdır.
47. Suçlular bir sapıklık ve cehennem içindedir.
48. Yüzükoyun ateşe sürüklenecekleri gün: “Cehennemin dokunuşunu tadın.”
49. Biz her şeyi belli bir ölçüyle yaratmışızdır.
50. Buyruğumuz göz kırpması gibi anidir.
51. Sizin benzerlerinizi yok etmiştik. Yok mu öğüt alan?
52. Tüm yaptıkları kitaplarda kayıtlıdır.
53. Küçük ve büyük hepsi yazılmıştır.
54. Erdemliler, cennetler (bahçeler) ve ırmaklar içindedir.
55. Güçlü Kralın yanında onurlu makamlardadırlar.
